
İnsanlar terapist seçerken neye bakıyor?
İngiltere’de 5.000'den fazla kişiyle yapılan 2026 araştırması, gençlerin terapiye daha çok başvurduğunu, buna karşılık çoğu kişinin terapistini seçerken yeterliliğini kontrol etmediğini gösteriyor.
İnsanlar Terapiye Nasıl Bakıyor?
2026 İngiltere Araştırmasından Öne Çıkan Bulgular
Terapiye gitmek bir zamanlar fısıltıyla konuşulan bir konuydu. Bugün ise giderek daha fazla insan terapiyi hayatının olağan bir parçası olarak görüyor.
Peki kimler terapiye gidiyor?
Terapiyi faydalı buluyorlar mı?
Terapistlerini nasıl seçiyorlar?
Ve belki de en önemlisi, bu seçimi yaparken neleri kontrol etmiyorlar?
İngiltere’de danışmanlık ve psikoterapi alanındaki meslek kuruluşlarından biri olan British Association for Counselling and Psychotherapy (BACP), her yıl yaptığı kamuoyu araştırmasının 2026 sonuçlarını yayımladı.
Bu yazıda öne çıkan bulguları sade bir dille özetliyor, sonunda da meslektaşlarımız için neler söyleyebileceğini birlikte düşünüyoruz.
Araştırma nasıl yapıldı?
BACP, bu araştırmayı 2019'dan beri her yıl tekrarlıyor. 2026 çalışmasını YouGov araştırma şirketi yürüttü.
16 yaş ve üzerindeki 5.058 yetişkine internet üzerinden bir anket uygulandı.
Sonuçlar, Birleşik Krallık nüfusunu temsil edecek şekilde ağırlıklandırıldı. Veriler 16 Şubat ile 6 Mart 2026 arasında toplandı.
Burada önemli bir not: Bu veriler İngiltere’deki insanlar için geçerli. Aynı oranların Türkiye’de de görüleceğini söyleyemeyiz. Yine de araştırma, terapiye bakışın nasıl değiştiğini anlamak için güçlü ipuçları veriyor.
1. Terapiye giden insan sayısı artıyor, özellikle de gençler
Katılımcıların %37'si hayatında en az bir kez terapist görmüş. Bu oran bir önceki yıl %35'ti. Kadınlarda oran %44, erkeklerde %29.
En belirgin artış gençlerde. 16-24 yaş grubunda terapiye gitmiş olanların oranı bir yılda %24'ten %30'a yükselmiş. Terapi deneyimi olan genç yetişkinlerin yarısına yakını (%49) bunu son 12 ay içinde yaşamış. Geçen yıl bu oran %42'ydi.
2. Terapi alanların çoğu faydasını görüyor
Terapi almış kişilerin %72'si süreci faydalı bulmuş, %76'sı başkalarına da önerebileceğini söylemiş.
Son iki yılda insanları terapiye götüren nedenlerin başında kaygı geliyor (%62). Onu stres (%52) ve depresyon (%47) izliyor. Özgüven ve destek ihtiyacı %31, travma ve TSSB ise %24 oranında belirtilmiş.
Sunulan terapi yaklaşımlarında en sık karşılaşılan ikisi bilişsel davranışçı terapi (%55) ve kişi merkezli terapi (%37).
3. Damgalanma azalıyor ama gençlerde hâlâ güçlü
16-24 yaş grubundakilerin %55'i, terapiye gitmenin hâlâ toplumda damgalandığını düşünüyor. Bu oran tüm yaş grupları arasındaki en yüksek rakam. Aynı yaş grubundakilerin %22'si, ciddi bir sorunu olmayan birinin terapiye gitmesini “kendini şımartmak” olarak görüyor.
Erkeklerde ise olumlu bir değişim var. Terapiyi kendini şımartmak olarak görenlerin oranı %34'ten %29'a düşmüş. Kadınlarda bu oran %14.
4. Tükenmişlik yaygınlaşıyor
Katılımcıların %19'u işle ilgili tükenmişlik yaşıyor. Geçen yıl bu oran %16'ydı. En yüksek oranlar genç yetişkinlerde: 25-34 yaş grubunda %30, 16-24 yaş grubunda %22.
Ruh sağlığı açısından bakıldığında, ankete cevap verenlerin %67'si son beş yılda en az bir ruh sağlığı sorunu yaşadığını belirtmiş. En sık görülenler kaygı (%46), stres (%45) ve depresyon (%32).
5. Terapist seçerken yeterlilik neredeyse hiç sorgulanmıyor
Araştırmanın belki de en dikkat çekici bulgusu bu.
Terapiye gitmiş kişilerin yalnızca %26'sı, terapistinin eğitimini ve bir meslek kuruluşuna kayıtlı olup olmadığını kontrol etmiş. BACP’ye kayıtlı bir terapiste gitmesi önerilenlerin oranı ise sadece %12.
Bir de yanlış bir varsayım var: Katılımcıların %48'i, “terapist” unvanının “doktor” ya da “ebe” gibi yasayla korunduğunu sanıyor. %40'ı ise bu konuda emin değil. Başka bir deyişle, pek çok kişi terapistinin yeterliliğinin zaten bir yerlerde denetlendiğini varsayıyor ve bu yüzden kendisi kontrol etmiyor.
Güven konusunda net bir öncelik de var: Katılımcıların %91'i terapi seçerken gizliliği önemli bir etken olarak görüyor.
6. Terapinin önündeki iki büyük engel: maliyet ve bekleme
Terapiyi düşünüp başlamayanların %35'i bunun nedeni olarak maliyeti, %22'si uzun bekleme listelerini gösteriyor.
Yolun nasıl bulunduğu da önemli. Terapiye giden kişilerin yalnızca %34'ünü bir sağlık çalışanı yönlendirmiş. Geri kalanların önemli bir kısmı terapistini kendi başına bulmak zorunda kalmış.
7. Çocuklar için tablo farklı
Çocuğu terapi almış ebeveynlerin %53'ü, bu desteğe okul ya da kolej üzerinden ulaşmış. Çocukların %73'ü altı ay içinde destek almış, %17'si ise altı aydan uzun beklemiş. Ebeveynlerin yalnızca %24'ü, çocuğunun terapistinin BACP’ye kayıtlı olup olmadığına bakmış.
Terapistler için ne anlama geliyor?
Aşağıdakiler araştırmanın sonuçları değil, bulgulardan yola çıkarak yaptığımız yorumlardır.
Gençler terapiye açık ama çekingen. Genç danışanlarla ilk görüşmede “ciddi bir sorunum olmadan buraya gelmem doğru mu?” düşüncesine yer açmak, güveni artırabilir.
Şeffaflık güven yaratır. Danışanlar terapistin yeterliliğini nadiren sorguluyor. Bu nedenle eğitimimizi, sertifikalarımızı ve süpervizyon sürecimizi kendimizin açıkça paylaşması, sorumluluğu danışana bırakmamak anlamına gelir.
Erişim hâlâ en büyük sorun. Maliyet ve bekleme süresi insanları terapiden uzak tutuyor. Esnek ve çevrim içi seçenekler daha fazla kişiye ulaşmayı kolaylaştırabilir.
Yeni mezunlar için ek bir not. Danışanların beklentileri hızla değişiyor. Mesleğe yeni başlayanların bu değişimi izlemesi ve düzenli süpervizyon alması özellikle değerli.
Kaynak
British Association for Counselling and Psychotherapy (BACP). 2026 UK counselling and therapy trends and attitudes revealed (Halkın Algısı Araştırması 2026, YouGov, n = 5.058, 16 Şubat - 6 Mart 2026): https://www.bacp.co.uk/about-us/about-bacp/bacp-public-perceptions-survey/
Bu yazı, yukarıdaki kaynağın Türkçe özetidir. “Terapistler için ne anlama geliyor?” bölümü, Psikoterapistler Topluluğu editör ekibinin yorumudur.